Sakın aldanma ufacık, tefecik olduğuma
Inan mangal gibi bir yürek taşırım ben
Sorma, nereliyim,bakma nasıl yaşadığıma
Mazlumların cephesinde, savaşırım ben
BULAMADIM
Yalan dünyanın halına
Dur diyeni bulamadım
Bülbülün güle nazına
Bir çare bulamadım
ÇOK ŞÜKÜR
Biz ne idik bizi dünyaya getirdin, dünyaya sahip olan habip
Hikmetine, senden gelene şükrederim, yarabbim sana çok şükür
Kıyıda, köşede kalmış, dertli kullarının derdine, olursun tabip
Hikmetine,senden gelene şükrederim, yarabbim sana çok şükür
DOSTUM
Sevgi nuru ile kaynar pişerler
Aşk atıyla dağları aşıp gelirler
Gönül bahçesinden gül dererler
Dostum güzellerin gül bahçesinde
BİR DOST GERÇEĞİ
Sene 1966 yılıydı, yaşım ise, henüz on altıydı,
İstanbul’da, bir temmuz sabahıydı,
Ellerinde mavzerlerle,
Asker ve polis her köşede pusudaydı,
ANNEME MEKTUP
Anne beni merak etme,
Ben şu anda,
Yozgat ceza evinde tutuklu bulunuyorum,
Yılmaz Güney var ya,
Şu filim artisti olan,
Hah işte onunla beraber sorgulanıyorum.
NASİHATIM
Kulak verin dinleyin beni yavrularım
Gün gelir kulağınızda küpe olur nasihatlarım
Sakın ha sakın her gördüğünüz kişiye sır vermeyin
BİZİM ELLER
Ömrümden bunca yıl geçmesine rağmen, 27.12.2005
Ne, doğup büyüdüğüm toprakları,
Ne, boğaz tokluğuna çalışan,
Çarıklı, tırpanlı, Kazım, Galıman, Melez, Selamet dayıları
Ne, tandırda, orakta, çapada emek veren,
Satı, Kömür, Yeter bibi gibi kadınlarla,
Açlıktan kaburgaları çıkmış,
Dünyalarına küsmüş, fakir, fukara yoksulları,
Ve nede, erenlerin başı olan,
Yüce, kırklar türbesini unuturum.
Elif’e, Fatma’ya, Ahmet’e, Mustafa’ya,
Yokluktan düğün dernek kuramazsın.
Hastalanınca, doktora, hekime şehere varamazsın,
Zahmeri ayında,
Bakımsızlıktan, çaresizlikten,
Üç günde ahreti boylarsın.
O günden sonra köyü bir yas alır,
Ne karadır şu anlımızın yazısı,
Meleşiyor koyun ile kuzusu diye,
Günlerce ağıt yakarlar,
Dinleyenlerin yüreklerini dağlarlar.
O dönemler hökümetten korkulup,
Gizli, gizli cem edilirdi, sanki suç işlenirdi,
Oysa ki cemlerde,
Barış, dostluk, tanrıya inanma,
Ve, insan sevgisi öğretilirdi,
Bunlar vazgeçilmez ilkelerdi.
İşte hep böyle,
Baskı, zulüm ve korkuyla geçti ömrümüz,
Ne yüzümüz güldü, nede gönlümüz.
Bizler isyan yerine sabretmeyi,
Haram yerine helalı ilke edindik,
Mazlumların yanında yer alıp,
Kerbela, Tunceli, Maraş,
Çorum ve Sivas’ta şehitler verdik.
İşte böyledir bizim ellerin yaşantısı,
Bilmem ne zaman değişir anlımızın kara yazgısı,
Dahasını ne sor, nede ben söyleyim,
Hadi git artık dostum, git’te,
Yaş kalmayan, kanlı gözlerimi sileyim...Ali yakar
BİLİRMİSİN
Ufukların arkasında
Bir ses gelir bilirmisin
Yedi kat gök katında
Makamı var bilirmisin
BENİ BULAMAZSINIZ
BELLİDİR DOSTUN
ONURLU DAVAMIZA
Duy benim, garip gardaşım duy,
Munzur dağlarında, öfke, kan vede nefret kokuyor,
Dersim’de, Maraş’ta,Çorum’da, Sivas’ta insanlar yakılıyor,
Haysiyetsizler, bunu Allah adına yaptık diyor.
Bizler, 1400 yıldır, acılar içinde kavrulduk,
Yağmur yağdı, deli poyraz esti, savrulduk.
Suçsuz yere, sebebsiz yere,
Karakollarda falakaya yatırıldık,
Coplar yedik hücrelerde, elektiriklere takıldık.
Doğduğumuza, pişman ettiler bin kere,
Binlerce kurban verdik karanlık gecelere.
Ayaz gecelerin soğuğunda, nöbetler tuttuk,
Atalarımızın yaşadığı topraklarımızdan kovulduk.
Neden niçin diye, kendimi sorguladım,
Düşündüm, taşındım, bir yanıtını bulamadım.
Bir lokma ekmeğe muhtaç olduk, ellerin yurdunda,
İhanetler gördük, sağımızda, solumuzda.
Güven duyduk, güvendiğimiz dostlara,
Umudumuz yitmedi, taşınacak yarınlara.
Emeğe saygı tükenmeyecek,
Nice, nice bahtiyarlar doğup büyüyecek,
Elbette sahip çıkacağız, kelle koltukta gidenlere,
İnsanlık onuruna, idam sehpasında can verenlere
Mapuslarda,
Binbir cefa gören, yiğitlerimizi unutmayacağız,
Kerbelada Hüseyin’i,
Nesimi’yi, Yusuf’u, İbo’yı, Deniz’i, Mahir’i,
Vede dersimde Mazlum doğan’ı, Yılmaz’ı, Ahmet’i
Her zaman yaşatacağız,
Bir cümlesi anılarımızda yaşıyor biiir, bir,
Anlamadık bire zalım,
Sende olan, bu ne nefrettir, bu ne kibir.
Acının, emeğin ne olduğunu bilenler çok iyi bilir,
Zalımın zulmünü-de, ancak çekenler bilir.
Eyyy benim, derin uykulara dalan dostlarım,
Böyle onurlu, gururlu davadan hiç vazgeçilirmi,
Kadere, kalleşe, fırsatçıya, fesatçıya ödün verilirmi,
Bizler dostumuzu, düşmanımızı çok iyi tanırız,
Gün gelir, zaman dolar, haini, riyakarı elbette yargılarız.
Heyy bere benim,
Dava uğruna yüreklerini hiçe sayan dostlarım,
Halkına sevdalı yoldaşlarım,
Sizler ölmediniz, ölmeyeceksiniz,
Bizler, onurlu ve haklı davanıza,
Ak göğsümüzü, siper etmesini biliriz,
Gerekirse bu uğurda, her gün ölür, yine diriliriz,
Bizler bir gider, binlerce çoğalır geri geliriz
Yaşasın haklı davamız,
Yaşasın onurlu mücadelemiz...Ali yakar
MUNZURUM
YIKMAK İSTİYORUM
BİR OLALIM
BENİ BEN OLARAK YAŞATIN
SELAM GETİRDİM
ali yakar
HAK YOLUNA Bu gün dost ehlinden, karalar içinde, bir kervan geçti
Keribela çölünde, ehlibeyt hakkı için ölüm şerbeti içti
Kalbimizde dermanı olmayan, nice yaralarımız depreşti
Mazlumun hakkını savunmak için, gittiler, hak yoluna
İŞTE BEN BÖYLE BİR DÜNYA İSTİYORUM
VARIMIŞ
GÖRDÜM
GÖRDÜM
GARDAŞ DEĞİLMİYİZ
AYRILMAM BEN YOLDAN
GÖR GARDAŞIM
ONURLU DAVAMIZA
BENİ BULAMAZSINIZ
BENDE
SENİ
BELLİDİR DOSTUN
ANAHTAR
GELDİM
BİZ BU ALİYİ DOST BİLİRİZ
BENİ BULAMAZSINIZ
ELVEDA
SORMALIYIZ
O KOYUYOR ADAMA
ARADIM
BUNA ŞAŞIYORUM
YILDIRAMAZLAR
SORUN ONU
BİTİRMEDİMİ
BİRER BİRER
DILO YARE
BİR HOŞ
BUNA ŞAŞIYORUM
BENİM YURT-UM
GÖRDÜLER BENİ
CAHİLE BAK
BU İTLER
HINAMİ
GİDENLER GELMİYOR
DÜNYA
OLDUK
insafsız
BU TOPRAK
ANAM
SATILDI GİTTİ
ALMAYA GELDİK
Gardaş
AYRILMAYIZ GARDAŞIM
AZ GELIR
BAKIN BANA BEN İNSANIM
BAHTIMIZ GÜLMEDİ
BANA GEL BANA
BARIŞ BARIŞ
BEKLİYOR
GÖNÜL
BENİ BEN OLARAK YAŞATIN
BENİM YURT - UM
BİR DOST GERÇEĞİ
BİLİM DALI
BÖYLE BİR ADAMIM
BİR İHTİYAR OLDUM
BİLİNMEZ
BİZİM ELLERİ
BİZİM
BUNA ŞAŞIYORUM
Ah Dilim Ah
Yeter susta kar edelim biraz
Ne kış dedin, ne de yaz
Demedin ki dışarısı ayaz
Yanacağım senin yüzünden, ahh dilim ah
AÇILIR
ANAMA
BEN BENİ BİLELİ
BENİ BEN OLARAK YAŞATIN
DERSİNİ VERMELİ DERİM
GÖNÜLLERDE
SELAM OLSUN
YÜRÜRÜZ RIZKA DOĞRU
YOLCULUK VAR
ELVEDA
KARDAŞLAR
SAT SATA BİLİRSEN
SORMALIYIZ
YENİ YIL
YA HAK
KAYGILARIM VAR
SÖZDE CANLAR VAR
BAKIN BANA BEN İNSANIM
BANA GEL BANA
GÖNÜL
BENİ BULAMAZSINIZ
ÇOK ŞÜKÜR
ELVEDA
GİDEN GELMİYOR
GELİYOR
GÖRDÜLER BENİ
HEDİYE
HER KUL SEZEMEZ
İNSAFSIZ
KENARA GEL KENARA
KENDİNE GEL KENDİNE
GARDAŞ
NEDEN AĞLAMAK DÜŞER
NEDEN AĞLAMAK DÜŞER
GİT GÜLE GÜLE
GARDAŞ
KARIŞTI GİTTİ
SEN HOŞ GELDİN
YAZARIM BEN
YALVAR
OLMAZSA
HOCAM
GEL
GEL
BANA
BİR BAKIN
YORDU SENİ
insafsız
Fakir, fukaradan çaldın onca malını
Onuda yalan, talan ile satan insafsız
Düşünmedin ne olurum diye halını
İnsanları birbirine katan insafsız
Çıkardın sınıfsal ayrım gibi bir illeti
Dururken musallat eyledin şu zilleti
Cehennemlik ettin suçsuz milleti
Döşeğinde rahatça yatan insafsız
Yetmişinde bile hileye pir dedin
İnsan olup bir dergahta pişemedin
Hak’kın gerçek yolunu bilemedin
Doğruları diyene çatan insafsız
Menfaatı üstün tuttun,öne çıkardın
Hısım akrabayı unuttun sormadın
Ben ne olacağım diye hatırlamadın
Nefsini üç paraya satan insafsız
Yolu, erkanı desinler der güdersin
İşin asıl yanını elbette sende bilirsin
Zannetme sırattan sorgusuz geçersin
Gerçeklerin yolundan kaçan insafsız
Gönül dostlarından uzak durdun
Zalım Şeytan ile dostluk kurdun
Seninle birlikte hareket eder ordun
Bilerek vijdanını yakan insafsız
Kulseven arif olana bağla bendini
Boş ver gösterişten kolla kendini
İnsan olana malum değilmi dini
Nice kötülükle yere batan insafsız...